Manisa Turkish Icon - The Turkish language Explained for English Speakers

talk > time, numbers

Turkish Time, Seasons, Months, Days, Weather, Numbers

A Turkish Time Vocabulary

  • saniye second
  • an moment
  • anbean moment-by-moment, gradually
  • dakika minute
  • saat (plural: saatler hours) hour
  • gün day
  • günbegün day-by-day, gradually
  • hafta week
  • ay month [also moon]
  • yıl or sene (arab.) year (you will hear both of these words in general use)
  • zaman time
  • vakit [vakti] time as a particular occasion
  • vakit [vaktim] my time loses final vowel when suffixed with a vowel
  • defa time (as an event or occasion)
  • kere time (as an event, occasion or point in time)
  • kez a point in time

Turkish zaman time

  • zaman time this word is the main one in use for "time, occasion"
  • ne zaman? what time?, when?
  • kaç zaman how long?, how much time?
  • zamandan zamana [zaman-dan zaman-a] from time to time
  • her zaman all the time, every time, always
  • her ne zaman whenever
  • Boş zamanlarında ne yaparsın? What do you do in your spare time?

Turkish vakit point in time

  • Boş vaktim yok. I have no spare time.
  • Vaktim yok I haven't got time
  • Vaktim kalmadı. I've no time left.

Turkish kere point in time

  • kere time, point in time
  • dört kere four times
  • bir kere daha once more
  • sadece bir kere only once
  • Onu, beş kere yaptım I did it five times

Turkish kez point in time

  • kez is a provincialism used regularly in modern daily speech.
  • üç kez three times
  • her kez always
  • bu kez this time
  • yılda iki kez bi-anually
  • ayda iki kez bi-monthly
  • haftada bir kez once a week

Telling the time in Turkish

There there are basically four different formats to tell the time.

  1. Sentence structure (A):
    Saat yedi'yi çeyrek geçerken gelirim. I will arrive at a quarter past seven.
  2. Sentence structure (B):
    Saat yedi'yi çeyrek geçe gelirim.
  3. Analog form:
    Saat yedi çeyrekte gelirim.
  4. Digital Form:
    Saat [7:15] yedi onbeşte gelirim.

It is # min. to # o'clock. -e var
Saat iki'ye on (dakika) var It is ten (minutes) to two

It is # min. past # o'clock -i geçiyor
Saat iki'yi on (dakika) geçiyor. It is ten (minutes) past two.

At # min. to # o'clock. -e kala [The time remaining to..]
Saat iki'ye on (dakika) kala. At ten to two.

At the time when...At #min. past # o'clock. -i geçe [the time when it is..]
Saat iki'yi on (dakika) geçe. At ten past two.

While it is is passing.. -i geçiyorken
Saat iki'yi on (dakika) geçiyorken. At ten past two.

  • Telling the time with -ken while.
  • Ne zaman gelirsin? When will you come?
  • Saat yedi'yi çeyrek geçiyorken gelirim. ["iken" form]
  •  
  • Telling the time with -i geçe passıng.
  • Saat yedi'yi çeyrek geçe gelirim ["-i geçe" form]
  • Many turkish learners tend to say: "Saat yedi'yi çeyrek geçiyor'da gelirim." which is is INCORRECT and not used.

Turkish Tiles of the Day

  • şafak dawn
  • kahvaltı breakfast
  • sabah morning
  • sabahleyin at morning, in the morning
  • gün day
  • bütün gün all day long
  • her gün every day
  • gündüz daytime, daylight
  • öğle noon
  • öğleden sonra afternoon
  • öğle yemeği lunch
  • akşam evening
  • akşamleyin in the evening, at eventide
  • akşam üstü teatime, early evening
  • akşam yemeği dinner, evening meal
  • dün yesterday
  • dün sabah yesterday morning
  • dün akşam yesterday evening
  • dün gece last night
  • evvelki gün the day before yesterday
  • alacakaranlık [alaca-karanlık] twilight
  • gece night
  • geceleyin in the night, at night
  • gece yarısı Lit: night its-half midnight
  • geçen gün the day past, the other day, yesterday
  • geçen ay last month
  • geçen sene/yil last year
  • geçen hafta last week
  • geçenlerde recently (in the past), lately
  • erken early
  • geç late
  • ne zaman when (what time, the time that..)
  • ay month
  • cumartesi gecesi Saturday night
  • ertesi gün the following day
  • ertesi hafta the following week
  • evvelki/evvelsi gün the day before yesterday
  • geceleri at nights
  • gelecek hafta next week
  • hafta week
  • öbür gün the day after tomorrow
  • öbür hafta the week after next
  • öğleleri at noon times
  • öğleyin at noon
  • pazar sabahı Sunday morning
  • sabahları in the mornings
  • son günlerde in the last few days
  • son zamanlarda recently
  • yarın tomorrow
  • yıl/sene year

Turkish How long for?, Since when?

Ne iş yaparsınız? What is your job?
Dört yıldır öğretmenim. I have been a teacher for 4 years. [LIT: it is 4 years I am a teacher.]
İki bin üçten beri öğretmenim. I have been a teacher since 2003. ["-den beri" = since]
Dünden beri hastayım. I have been ill since yesterday.
Pazar gününden beri evdeyim. I have been at home since Sunday.

Turkish Stating the Time of an Event

  • çoktan, bile, zaten already, besides
  • Hâlâ öğle yemeğini yedin mi? Have you eaten your lunch yet?
  • Ooo, çoktan yedim. Oh, I have already eaten/
  • Yedim bile. I have already eaten.
  • Sanırım bir şeyler yemek istiyor musun?. Do you want something to eat.?
  • Bana bir şey getirme. Do not bring me anything.
  • Ben yedim zaten. Besides, I have already eaten.
  •  
  • yeni, şimdi, henüz just
  • Hasan,lütfen banyoya girme. Hasan, please don't go into the bathroom.
  • Yeni/şimdi/henüz temizledim. I have just cleaned (it).
  • Kuruması gerek/lazım. Tamam mı? It needs to dry. OK?
  • Bana 100 lira ödünç verir misin Ayşe? Can you lend me 100 Tl Ayşe?
  • Üzgünüm.. [or Kusura bakma..] veremem. I am sorry.. I can't (give).
  • Daha yeni/şimdi faturaları ödedim. I have just paid the bills.
  •  
  • daha, henüz, hâlâ yet
  • Daha/henüz ödevini bitirmedin mi? Haven't/have you finished your homework yet?
  • Hayır, daha bitirmedim. Henüz değil. No, I haven't finished yet. Not yet
  • Daha gelmediler. They haven't come yet.
  •  
  • şimdiye kadar, şu ana kadar So far, up to now, until now
  • Bu kış şimdiye kadar/şu ana kadar kar yağmadı. It has not snowed so far this winter.
  • Bugün şimdiye kadar/ şu ana kadar hiçbir şey yemedik. We have not eaten anything so far today.
  •  
  • ilk the (very) first
  • Bu ilk kez araba sürüşüm/İlk kez araba sürdüm. This is the first time I have driven a car.
  • Bu, son iki saatte içtiğin beşinci kahve. This is the fifth cup of coffee you have drunk in the last two hours.
  • Son beş saatte iki fincan kahve içtin. You have drunk two cups of coffee in the last five hours.
  • ilk means the very first one, whereas birinci means the first of a series:
  • Dünyanın ilk insan Adam adlı'dı The world's first man was called Adam
  • Birinci yarış başlamak üzeredir. The first race is about to begin.
  •  
  • hayatımda ever in my life
  • hayatında, hayatınızda ever in your life [familiar = hayat-ın-da / formal = hayat-ınız-da]
  • onun hayatında ever in his life [hayat-ı-n-da = in his life]
  • hayatımızda ever in our life
  • hayatlarında ever in their life
  • Bu hayatımda okuduğum en sıkıcı kitap. This is the most boring book I have ever read.
  • Bu hayatımda içinde bulunduğum en zor durum. This is the most difficult situation I have ever been in.
  • Hayatımda tanıştığım en konuşkan/geveze insan. He is the most talkative person I have met in my life.
  •  
  • once, twice, several times.
  • bir kez, bir defa, bir kere once
  • iki kez, iki defa, iki kere twice
  • birçok kez, defa, kere several times
  • hiç ever [in positive sentences]
  • hiç never [in negative sentences]
  • Neredeydin? Where have you been? / Where were you?
  • Have you ever been to Antalya? Hiç Antalya'da bulundun mu?
  • Have you ever been to Antalya? Hiç Antalya'ya gittin mi?
  • Yes,I have been there once/twice. Evet, bir defa/iki defa/ orada bulundum.
  • Yes,I have been there many times. Evet, bir çok kere (bir çok kez/ bir çok defa) oraya gittim.
  • No, I have not been/never been there. Yo, Antalya'ya hiç gitmedim.
  • No, I have not been/never been there. Yo, Antalya'da hiç bulunmadım.
  • Yo is a gentle conversational way of saying "No". It is not so strong as using Hayır No

Have you ever been to?

(1) Formal: -de / -da / -te / -ta bulunmak to be (found) in/on at a place
Hiç Ankara' da bulundun mu? Have you ever been to Ankara?
(2) Informal: -a/ -ya, -e/-ye gitmek to go to a place
Hiç Ankara' ya gittin mi? Have you ever been to Ankara

Turkish Months, Seasons and the Weather

  • Names of the months and weekdays are written without capitals.
  • January ocak;
  • February şubat
  • March mart
  • April nisan
  • May - mayıs
  • June haziran
  • July temmuz
  • August ağustos
  • September eylül
  • October ekim
  • November kasım
  • December aralık

Turkish Weekday Names

  • Sunday pazar, Paz. [LIT: market]
  • Monday pazartesi, Pzt. [LIT: after Sunday.]
  • Tuesday salı, Sa.
  • Wednesday çarşamba, Çrs. [LIT: 4 days after Sabbath from Persian.]
    An idiom: Bu iş çarşamba pazar gibi. This job is a complete mess up. [LIT: This job is like a Wednesday Market.]
  • Thursday perşembe, Prs. [LIT: 5 days after Sabbath from Persian.]
  • Friday cuma, Cum. [LIT: reunion related to Persian/Arabic.]
  • Saturday cumartesi, Cmt. [LIT: after Friday.]

Turkish Seasons of the Year Yıl Mevsimi

  • ilkbahar [also bahar is sometimes used] spring
  • yaz summer
  • sonbahar also Old Turkish güz autumn [ENG.] fall [USA.]
  • kış winter

Turkish speeech for in the summer is yazın and in the winter kışın. This ending -in is an old Instrumental Case which is no longer used much in day to day speaking other than these examples. For in the spring and in the autumn, the static condition (Locative) Suffix is used sonbaharda and ilkbaharda. Very often the simple word bahar can supplant either ilkbahar or sonbahar it depends on the choice of the speaker.

Turkish Cardinal Points Dört Yön

  • Kuzey North
  • Güney South
  • Doğu East
  • Bati West
  •  
Turkish Weather hava
berbatawfulfırtına storm
soğuk coldgüneş sun (n.)
sıcak hotgüneşli sunny (adj.)
güzel good, nicehava sıcaklığı temperature
harika marvelloussıcaklık heat
yağmur rain (noun.)derece degree(s)
yağmur yağmak rain (verb.)şemsiye umbrella
yağmurlu, yağışlı rainy (adj.)ılık warm
kar snow (n.)hava weather
kar yağmak snow (v.)hava tahmini weather forecast
kar yağışlı, karlısnowy (adj.)hava durumu weather condition
dolu hailrüzgar wind (n.)
hafif lightyel wind
sert heavypoyraz breeze
durmak stop (v.)rüzgar esmek to blow wind (v.)
yıldırım lightning (n.)rüzgarlı windy (adj.)

Turkish Weather Expressions

Ne güzel bir gün! What a lovely day!
Hava yarın nasıl olacak? What will the weather be like tomorrow?
Yine güneşli, fakat biraz rüzgarlı. It's sunny again, but a little windy.
Kaç derece? What is the temperature?
Hava çok sıcak. . The weather is very hot.
Neredeyse 31 derece. Nearly 31°C (degree Celsius).
Erzurumda kar yağacağını düşünüyor musun? Do you think it will snow in Erzurum?
Sanmıyorum. Kar için erken. I don't think so. It is early to snow.
Fırtına olacağını düşünüyor musun? Do you think there will be a storm?
Sanmıyorum. I don't think so.
Ama Ağrı'da kar yağıyor. But it is snowing in Ağrı.
Orada kar yağışı ne zaman durur? When will it stop snowing up there?
Yakında durur. It will stop soon.
Yağmur mu başlayacak? Will it start to rain?
Evet, birazdan yağmur başlayacak gibi. Yes, looks like rain soon.
Şemsiyeye ihtiyacım olur mu? Do I need an umbrella?
Sana şemsiyeni yanına almanı öneririm. I suggest you to get your umbrella with you.
Ne berbat hava! Saat başı değişiyor. What an awful weather! It changes hourly.
Yağmur mu yağıyor? Is it raining?
Evet, yağıyor. Yes, it is (raining).

Turkish Cardinal Numbers

cardinal number
number used to denote quantity; a counting number; a numerical adjective.
Turkish Cardinal Numbers 0 to 49
sıfır  0on  10yirmi  20otuz  30kırk  40
bir  1on bir  11yirmi bir  21otuz bir  31kırk bir  41
iki  2on iki  12yirmi iki  22otuz iki  32kırk iki  42
üç  3on uç  13yirmi uç  23otuz uç  33kırk uç  43
dört  4on dört  14yirmi dört  24otuz dört  34kırk dört  44
beş  5on beş  15yirmi beş  25otuz beş  35kırk beş  45
altı  6on altı  16yirmi altı  26otuz altı  36kırk altı  46
yedi  7on yedi  17yirmi yedi  27otuz yedi  37kırk yedi  47
sekiz  8on sekiz  18yirmi sekiz  28otuz sekiz  38kırk sekiz  48
dokuz  9on dokuz  19yirmi dokuz  29otuz dokuz39kırk dokuz  49
  •  
  • Listen to Turkish Cardinal Numbers 1 to 10
  •  
Turkish Cardinal Numbers 50 to 99
elli  50altmış  60yetmiş  70seksen  80doksan  90
elli bir  51altmış bir  61yetmiş bir  71seksen bir  81doksan bir  91
elli iki  52altmış iki  62yetmiş iki  72seksen iki  82doksan iki  92
elli uç  53altmış uç  63yetmiş uç  73seksen uç  83doksan uç  93
elli dört  54altmış dört  64yetmiş dört  74seksen dört  84doksan dört  94
elli beş  55altmış beş  65yetmiş beş  75seksen beş  85doksan beş  95
elli altı  56altmış altı  66yetmiş altı  76seksen altı  86doksan altı  96
elli yedi  57altmış yedi  67yetmiş yedi  77seksen yedi  87doksan yedi  97
elli sekiz  58altmış sekiz  68yetmiş sekiz  78seksen sekiz  88doksan sekiz  98
elli dokuz  59altmış dokuz  69yetmiş dokuz  79seksen dokuz  89doksan dokuz  99

 

Turkish Cardinal Numbers 100 to 1 million
yüz 100iki bin  2000oniki bin  12000yirmi iki bin  22000
iki yüz  200uç bin  3000onuç bin  13000yirmi uç bin  23000
uç yüz  300dört bin  4000ondört bin  14000yirmi dört bin  24000
dört yüz  400beş bin  5000onbeş bin  15000yirm beş bin  25000
beş yüz  500altı bin  6000onaltı bin  16000yirmi altı bin  26000
altı yüz  600yedi bin  7000onyedi bin  17000yirmi yedi bin  27000
yedi yüz  700sekiz bin  8000onsekiz bin  18000yirmi sekiz bin  28000
sekiz yüz  800dokuz bin  9000ondokuz bin  19000otuz bin  30000
dokuz yüz  900on bın  10000yirmi bin  20000elli bin   50000
bin  1000onbir bin  11000yirmi bir bin  21000bir milyon  1000000

About Turkish Numbers

  • yüz 100 also means face or reason.
  • Cardinal numbers are followed by singular nouns.
    iki ev 2 houses
    beş yüz araba 500 cars
    kırk ağaç 40 trees
  • beş yüz yirmi üç bin yedi yüz elli sekiz 523,758
  • Which may also be written in official papers and banks without any spaces as: beşyüzyirmiüçbinyediyüzellisekiz 523,758
  • In English small general numerical amount is stated by "Two or three.." as in: two or three eggs.
    Turkish says "three five.." üç bes yurmurta three (or) five eggs
  • In Turkish the number kırk forty is used to signify an uncountable amount. Kırk yılda bir. Once in forty years. is equivalent to "Once in a blue moon" in English.

Turkish Ordinal Numbers

ordinal number
A number used to denote position in a sequence. "first, second.."
Turkish Ordinal Numbers
birinci also ilk first ; 1styirmi üçüncü twenty-third ; 23rd
ikinci second ; 2ndotuz dördüncü thirty-fourth ; 34th
üçüncü third ; 3rdelli beşinci fifty-fifth ; 55th
dördüncü fourth ; 4thkırk altıncı forty-sixth ; 46th
beşinci fifth ; 5thaltmış yedinci sixty-seventh ; 67th
altıncı sixth ; 6thon sekizinci eighteenth ; 18th
yedinci seventh ; 7thdoksan dokuzuncu ninety-ninth ; 99th
sekizinci eighth ; 8thyüzüncü hundredth ; 100th
dokuzuncu ninth ; 9thbininci thousandth ; 1000th
onuncu tenth ; 10thsıfır zero ; 0

Turkish Fractions and percentage

yarım (noun) half
yarım elma a half an apple
yarı (adj.) half yarı elma a half apple
elmanın yarısı the apple half
buçuk half [an hour, a kilo, a serving]
çeyrek quarter of [an hour, a kilo, a serving]
bir one, #1 [And is also the indefinite article a or an]
üçte iki [üç-te iki] two-thirds [lit: three-in two] written as 3/2 in Turkish.
yüzde yirmibeş twenty-five percent [Lit: one hundred-in 25] written as %25 in Turkish

Turkish Distributive Numbers One each, two each, three each

distribitive number
A numerical word that answers "how many each?"
Turkish Distributive Numbers
yarımşarhalf each
birerone each
ikişertwo each
üçerthree each
dörderfour each
beşerfive each
altışarsix each
yedişerseven each
sekizereight each
dokuzarnine each
onarten each
on birereleven each
yirmişertwenty each
yirmi beşertwenty-five each
otuzarthirty each
kırkarforty each
ellişerfifty each
yüzera hundred each
ikişer yüz [NOT iki yüzer]two hundred each
binera thousand each
ikişer bin [NOT iki biner]two thousand each
birer milyon [NOT milyonar NOR bir milyonar]a million each

Kızlara ikişer elma verin. Give the girls two apples each.
birer birer saymak to count one by one
Paraları ikişer ikişer saydım. I counted the money ın twos.