The Time, Seasons, Months, Days, Weather, Numbers

A Time Vocabulary

saniye - second
an - moment
anbean - moment-by-moment, gradually
dakika - minute
saat (plural: saatler - hours) - hour
gün - day
günbegün - day-by-day, gradually
hafta - week
ay - month [also - moon]
yıl or sene (arab.) - year - (you will hear both of these words in general use)
zaman - time
vakit (vakti..) - time as a particular occasion
defa - time (as an event or occasion)
kere - time (as an event, occasion or point in time)
kez - a point in time

The word "time"

zaman - time - this word is the main one in use for - "time, occasion"
ne zaman? - what time?, when?
kaç zaman - how long?, how much time?
zamandan zamana [zaman-dan zaman-a] - from time to time
her zaman - all the time, every time, always
her ne zaman - whenever vakit (vakti)- point in time, occasion
Note: vakit - loses final vowel when suffixed with a vowel.

See Nouns losing internal vowel

Some examples

vakit (vakti)- point in time, occasion
Boş, vaktimiz var mı? - Have we got time to spare?
vaktim yok, vaktim kalmadı - I haven't got time

kere - time, point in time
dört kere - four times
Onu, beş kere yaptım - I did it five times

kez - time, point in time - This is a provincialism, but is also used regularly in modern daily speech.
üç kez - three times
her kez - always
bu kez - this time

Thanks to Nurcan Akaltun Çiftçi for additions to the above section - JG - June 2008.

What time is it?

All about the - to the o'clock, past the o'clock - and - at the o'clock - usages in Turkish to tell the time. Turkish requires or demands different/alternative forms when you want to tell the time.
There there are basically four different forms to tell the time.

  1. Sentence structure
  2. Clause structure
  3. Short analog form
  4. Digital Form

Now let us classify the suffixes for each structure

Structure: It is # min. to # o'clock. -e var
Saat iki'ye on (dakika) var - It is ten (minutes) to two

Structure: It is # min. past # o'clock -i geçiyor
Saat iki'yi on (dakika) geçiyor. - It is ten (minutes) past two.

Structure: At the time that.At # min. to # o'clock. -e kala
Saat iki'ye on (dakika) kala. - At ten to two.

Structure: At the time that.At #min. past # o'clock. -i geçe
Saat iki'yi on (dakika) geçe. - At ten past two.

The Sentence Structure can only be used with the suffix - -ken - while.. - inside another sentence as the examples below show - Saat kaç acaba? - What time is it please? - Saat Yedi'yi çeyrek geçiyor.

Some examples

Ne zaman gelirsin? - When (at what time) will you come?
Saat yedi'yi çeyrek geçiyor'da gelirim - (WRONG!)
Saat yedi'yi çeyrek geçiyorken gelirim - (TRUE with -ken)
Saat yedi'yi çeyrek geçe gelirim - (CLAUSE form)
or -
Saat altı'ya beş var'da gelirim - (WRONG!)
Saat altı'ya beş varken gelirim - (TRUE with -ken)
Saat altı'ya beş kala gelirim - (CLAUSE form)

Any of the 3 forms (except for the sentence structure) can be used within a sentence. Let us see some examples
Saat 7'yi çeyrek geçe gelirim - (Clause)
Saat 7 çeyrekte gelirim - (Analog)
Saat 7:15 (yedi onbeş) te gelirim - (Digital)

When you use the sentence structure, then it is used like this...
Saat 7'yi çeyrek geçerken gelirim. - I will arrive at a quarter past seven. [Lit: I will arrive (come) as (while) a quarter is passing 7 o'clock.]

Some times of day

TurkishEnglish
şafakdawn
kahvaltıbreakfast
sabahmorning
sabahleyin at morning, in the morning
günday
bütün günall day long
her günevery day
gündüzdaytime, daylight
öğlenoon
öğleden sonraafternoon
öğle yemeğilunch
akşamevening
akşamleyinin the evening, at eventide
akşam üstüteatime, early evening
akşam yemeğidinner, evening meal
dünyesterday
dün sabahyesterday morning
dün akşamyesterday evening
dün gecelast night
evvelki günthe day before yesterday
alacakaranlık [alaca-karanlık]twilight
gecenight
geceleyinin the night, at night
gece yarısı Lit: night its-halfmidnight
geçen günthe day past, the other day, yesterday
geçen aylast month
geçen sene/yillast year
geçen haftalast week
geçenlerderecently (in the past), lately
erkenearly
geçlate
ne zamanwhen (what time, the time that..)
aymonth
cumartesi gecesiSaturday night
ertesi günthe following day
ertesi haftathe following week
evvelki/evvelsi günthe day before yesterday
geceleriat nights
gelecek haftanext week
haftaweek
öbür günthe day after tomorrow
öbür haftathe week after next
öğleleriat noon times
öğleyinat noon
pazar sabahıSunday morning
sabahlarıin the mornings
son günlerdein the last few days
son zamanlardarecently
yarıntomorrow
yıl/seneyear

Saying - How long for?, Since when?

Ne iş yaparsınız? - What is your job? - [In general, so uses the Simple Present Tense]
Öğretmenim. - I am a teacher.
Dört yıldır öğretmenim. - I have been a teacher for 4 years. - [ You explain how many years you have been a teacher.]
İki bin üçten beri öğretmenim. - I have been a teacher since 2003. - [You explain how long since you became a teacher.]
Dünden beri hastayım. - I have been ill since yesterday.
Pazar Gününden /Pazardan beri evdeyim. - I have been at home since Sunday.

Saying - since

-meyeli/-mayalı oldu/oluyor. - It is/ It was a period time since..
Ben, sinemaya gitmeyeli 3 ay oldu/oluyor. - It was/is three months since I have been to the cinema.
Birbirimizi görmeyeli beş yıl oldu/oluyor. - It is five years since we have seen/are seeing each other.
Onlar evleneli sadece/yalnızca 2 ay oldu/oluyor. - It is just two months since they were/are married.

Some ways that state the time of an event

çoktan, bile, zaten - already, besides

Hâlâ öğle yemeğini yedin mi? - Have you eaten your lunch yet?
Ooo, çoktan yedim. - Oh, I have already eaten.
Yedim bile. - I have already eaten.
Sanırım bir şeyler yemek istiyor musun?. - Do you want something to eat.?
Bana bir şey getirme. - Do not bring me anything.
Ben yedim zaten. - Besides, I have already eaten.

Yeni, şimdi, henüz - just

Hasan,lütfen banyoya girme. - Hasan, please don't go into the bathroom.
Yeni/şimdi/henüz temizledim. - I have just cleaned (it).
Kuruması gerek/lazım. Tamam mı? - It needs to dry. OK?
Bana 100 lira ödünç verir misin Ayşe? - Can you lend me 100 Tl Ayşe?
Üzgünüm.. - [or Kusura bakma..] - veremem. - I am sorry.. I can't (give).
Daha yeni/şimdi faturaları ödedim. - I have just paid the bills.

Daha, henüz, hâlâ - yet

Daha/henüz ödevini bitirmedin mi? - Haven't/have you finished your homework yet?
Hayır, daha bitirmedim. Henüz değil.. - No, I haven't finished yet. Not yet..
Daha gelmediler. - They haven't come yet.

şimdiye kadar, şu ana kadar - So far, up to now, until now

Bu kış şimdiye kadar/şu ana kadar kar yağmadı. - It has not snowed so far this winter.
Bugün şimdiye kadar/ şu ana kadar hiçbir şey yemedik. - We have not eaten anything so far today.

ilk - the (very) first

Bu ilk kez araba sürüşüm/İlk kez araba sürdüm. - This is the first time I have driven a car.
Bu, son iki saatte içtiğin beşinci kahve. - This is the fifth cup of coffee you have drunk in the last two hours.
Son beş saatte iki fincan kahve içtin. - You have drunk two cups of coffee in the last five hours.

ilk - means - the very first one, whereas - birinci - means - the first of a series:
Dünyanın ilk insan Adam adlı'dı - The world's first man was called Adam
Birinci yarış başlamak üzeredir. - The first race is about to begin.

hayatımda - ever in my life

hayatında, hayatınızda - ever in your life (familiar = hayat-ın-da / formal = hayat-ınız-da)
onun hayatında - ever in his life [hayat-ı-n-da = in his life]
hayatımızda - ever in our life
hayatlarında - ever in their life
Bu hayatımda okuduğum en sıkıcı kitap. - This is the most boring book I have ever read.
Bu hayatımda içinde bulunduğum en zor durum. - This is the most difficult situation I have ever been in.
Hayatımda tanıştığım en konuşkan/geveze insan. - He is the most talkative person I have met in my life.

Have you ever been to?

There are two methods to translate this in Turkish - (1) The Formal Method - and - (2) The Familiar/Informal method.
(1) Formal: -de / -da / -te / -ta bulunmak - to be (found) in/on at a place
Hiç Ankara' da bulundun mu? - Have you ever been to Ankara? - [Literature - formal]
(2) Informal: -a/ -ya, -e/-ye gitmek - to go to a place
Hiç Ankara' ya gittin mi? - Have you ever been to Ankara [Colloquial Speech - informal)

once, twice, several times.

bir kez, bir defa, bir kere - once
iki kez, iki defa, iki kere - twice
birçok kez, defa, kere - several times
hiç - ever [in positive sentences]
hiç - never [in negative sentences]

Neredeydin? - [or colloquial - Nerdeydin?] - Where have you been? / Where were you?
Have you ever been to Antalya? - Hiç Antalya'da bulundun mu?
Have you ever been to Antalya? - Hiç Antalya'ya gittin mi?
Yes,I have been there once/twice. - Evet, bir defa/iki defa/ orada bulundum.
Yes,I have been there many times. - Evet, bir çok kere (bir çok kez/ bir çok defa) oraya gittim.
No, I have not been/never been there. - Yo, Antalya'ya hiç gitmedim.
No, I have not been/never been there. - Yo, Antalya'da hiç bulunmadım.
Yo is a gentle conversational way of saying "No". It is not so strong as using Hayır - No. It may be a contraction of "yok" - "there is not"

Thanks to Nurcan Akaltun Çiftçi for contributing the sections above.. - JG - June 2008.

Seasons and the Weather

Names of the Months

January - ocak   February - şubat   March - mart   April - nisan   May - mayıs    June - haziran   July - temmuz   August - ağustos   September - eylül   October - ekim   November - kasım   December - aralık

Names of the Months (and Days of the Week) are usually written without a capital letter in Turkish

The Weekday Names

The Seasons of the Year- Yıl Mevsimi

When saying in the summer Turkish says yazın or in the winter then the word kışın is used. This ending -in is an old Instrumental Case which is no longer used much in day to day speaking other than these examples. For in the spring and in the autumn, the Static Condition (Locative) Suffix is used - sonbaharda and ilkbaharda. Very often the simple word bahar can supplant either ilkbahar or sonbahar - it depends on the choice of the speaker.

The Cardinal Points - Dört Yön

A Weather Vocabulary

About the Weather
berbat - awfulfırtına - storm
soğuk - coldgüneş - sun (n.)
sıcak - hotgüneşli - sunny (adj.)
güzel - good, nicehava sıcaklığı - temperature
harika - marvelloussıcaklık - heat
yağmur - rain (noun.)derece - degree(s)
yağmur yağmak - rain (verb.)şemsiye - umbrella
yağmurlu, yağışlı - rainy (adj.)ılık - warm
kar - snow (n.)hava - weather
kar yağmak - snow (v.)hava tahmini - weather forecast
kar yağışlı, karlı - snowy (adj.)hava durumu - weather condition
dolu - hailrüzgar - wind (n.)
hafif - lightyel - wind
sert - heavypoyraz - breeze
durmak - stop (v.)rüzgar esmek - to blow wind (v.)
yıldırım - lightning (n.)rüzgarlı - windy (adj.)

Some daily expressions about the weather

Ne güzel bir gün! - What a lovely day!
Hava yarın nasıl olacak? - What will the weather be like tomorrow?
Yine güneşli, fakat biraz rüzgarlı. - It's sunny again, but a little windy.
Kaç derece? - What is the temperature?
Hava çok sıcak. . - The weather is very hot.
Neredeyse 31 derece. - Nearly 31°C (degree Celsius).
Erzurumda kar yağacağını düşünüyor musun? - Do you think it will snow in Erzurum?
Sanmıyorum. Kar için erken. - I don't think so. It is early to snow.
Fırtına olacağını düşünüyor musun? - Do you think there will be a storm?
Sanmıyorum. - I don't think so.
Ama Ağrı'da kar yağıyor. - But it is snowing in Ağrı.
Orada kar yağışı ne zaman durur? - When will it stop snowing up there?
Yakında durur. - It will stop soon.
Yağmur mu başlayacak? - Will it start to rain?
Evet, birazdan yağmur başlayacak gibi. - Yes, looks like rain soon.
Şemsiyeye ihtiyacım olur mu? - Do I need an umbrella?
Sana şemsiyeni yanına almanı öneririm. - I suggest you to get your umbrella with you.
Ne berbat hava! Saat başı değişiyor. - What an awful weather! It changes hourly.
Yağmur mu yağıyor? - Is it raining?
Evet, yağıyor. - Yes, it is (raining).

Cardinal Numbers - one,two

Cardinal Numbers 0 - 49
sıfır  0on  10yirmi  20otuz  30kırk  40
bir  1on bir  11yirmi bir  21otuz bir  31kırk bir  41
iki  2on iki  12yirmi iki  22otuz iki  32kırk iki  42
üç  3on uç  13yirmi uç  23otuz uç  33kırk uç  43
dört  4on dört  14yirmi dört  24otuz dört  34kırk dört  44
beş  5on beş  15yirmi beş  25otuz beş  35kırk beş  45
altı  6on altı  16yirmi altı  26otuz altı  36kırk altı  46
yedi  7on yedi  17yirmi yedi  27otuz yedi  37kırk yedi  47
sekiz  8on sekiz  18yirmi sekiz  28otuz sekiz  38kırk sekiz  48
dokuz  9on dokuz  19yirmi dokuz  29otuz dokuz39kırk dokuz  49

speaker icon  Cardinal Numbers 1 to 10 - (Listen to mp3)

.
Cardinal Numbers 50 - 99
elli  50altmış  60yetmiş  70seksen  80doksan  90
elli bir  51altmış bir  61yetmiş bir  71seksen bir  81doksan bir  91
elli iki  52altmış iki  62yetmiş iki  72seksen iki  82doksan iki  92
elli uç  53altmış uç  63yetmiş uç  73seksen uç  83doksan uç  93
elli dört  54altmış dört  64yetmiş dört  74seksen dört  84doksan dört  94
elli beş  55altmış beş  65yetmiş beş  75seksen beş  85doksan beş  95
elli altı  56altmış altı  66yetmiş altı  76seksen altı  86doksan altı  96
elli yedi  57altmış yedi  67yetmiş yedi  77seksen yedi  87doksan yedi  97
elli sekiz  58altmış sekiz  68yetmiş sekiz  78seksen sekiz  88doksan sekiz  98
elli dokuz  59altmış dokuz  69yetmiş dokuz  79seksen dokuz  89doksan dokuz  99
Cardinal Numbers 100 - 1,000,000
yüz 100iki bin  2000oniki bin  12000yirmi iki bin  22000
iki yüz  200uç bin  3000onuç bin  13000yirmi uç bin  23000
uç yüz  300dört bin  4000ondört bin  14000yirmi dört bin  24000
dört yüz  400beş bin  5000onbeş bin  15000yirm beş bin  25000
beş yüz  500altı bin  6000onaltı bin  16000yirmi altı bin  26000
altı yüz  600yedi bin  7000onyedi bin  17000yirmi yedi bin  27000
yedi yüz  700sekiz bin  8000onsekiz bin  18000yirmi sekiz bin  28000
sekiz yüz  800dokuz bin  9000ondokuz bin  19000otuz bin  30000
dokuz yüz  900on bın  10000yirmi bin  20000elli bin   50000
bin  1000onbir bin  11000yirmi bir bin  21000bir milyon  1000000

Some Notes on Numbers

Ordinal Numbers - first, second, etc.

Ordinal Numbers
birinci - also - ilk - first ; 1styirmi üçüncü twenty-third ; 23rd
ikinci second ; 2ndotuz dördüncü thirty-fourth ; 34th
üçüncü third ; 3rdelli beşinci fifty-fifth ; 55th
dördüncü fourth ; 4thkırk altıncı forty-sixth ; 46th
beşinci fifth ; 5thaltmış yedinci sixty-seventh ; 67th
altıncı sixth ; 6thon sekizinci eighteenth ; 18th
yedinci seventh ; 7thdoksan dokuzuncu ninety-ninth ; 99th
sekizinci eighth ; 8thyüzüncü hundredth ; 100th
dokuzuncu ninth ; 9thbininci thousandth ; 1000th
onuncu tenth ; 10thsıfır zero ; 0

Fractions and percentage

yarım (noun) - half
yarım elma - a half an apple
yarı (adj.) - half yarı elma - a half apple
elmanın yarısı - the apple half
buçuk - half - [an hour, a kilo, a serving]
çeyrek - quarter of - [an hour, a kilo, a serving]
bir - one, #1 - [And is also the indefinite article - a or an]
üçte iki [üç-te iki] - two-thirds - [lit: three-in two] - written as 3/2 in Turkish.
yüzde yirmibeş - twenty-five percent - [Lit: one hundred-in 25] - written as %25 in Turkish

Distributive Numbers - One each, two each, three each

Distributive Numbers
yarımşarhalf each
birerone each
ikişertwo each
üçerthree each
dörderfour each
beşerfive each
altışarsix each
yedişerseven each
sekizereight each
dokuzarnine each
onarten each
on birereleven each
yirmişertwenty each
yirmi beşertwenty-five each
otuzarthirty each
kırkarforty each
ellişerfifty each
yüzera hundred each
ikişer yüz - (NOT iki yüzer)two hundred each
binera thousand each
ikişer bin - (NOT iki biner)two thousand each
birer milyon- (NOT milyonar NOR bir milyonar)a million each
Kızlara ikişer elma verinGive the girls two apple each.