mt icon

Haydi Abbas!

Abbas
Haydi Abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalp ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumana,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

Come on Abbas
Come on Abbas, it is the time.
You were saying “wait untill the evening” It is now..
Set our rakı table
And let this heartache cease now.
Set it under the shadow of this tree.
Exactly beside the pool.
Send a message to the moon, let it appear tonight.
Let it appear as I wish
Whip the flying carpet
Show how you rule the distance
And time
Raising a cloud of dust
Go
Thus commanded Cahit
Take and bring first beloved from Beşiktaş
I want to live my youth since the beginning.

J C taranaki

Cahit Sıtkı Tarancı - (1910 - 1956)

Listen and watch Video

Abbas'ın Hikayesi

Cahit Sıtkı askerliğini yedek subay olarak yapmak üzere birliğine gider. O yıllarda yedek subay sayısı az olduğundan her yedek subaya emir eri verilmektedir. Birliğine gittiğinde bölük yazıcısından künye defterini ister. Sırayla isimlere bakmaktadır, bir isim dikkatini çeker. Abbasi oğlu Abbasi. Sakat çolak eli yüzünden çürüğe ayrılmış biridir Abbasi. Talim bitiminde askerin yanına gönderilmesini ister. Öğle saatlerinde kepi çalınır. Karsısında civan mert yiğit biri selam çakıp;

- Abbas oğlu Abbasi Emret komutanım!. - der.
Aralarında söyle bir konuşma geçer:
- Nerelisin?
- Memleket Mardin, kaza Midyat komutanım
- Sen benim emir erim olur musun?
- Sen bilirsin komutanım!.

Askere eşyalarını toplamasını söyler ve kendi evinin altındaki bos yere taşınmasını ister. Zamanla askerin zekiliği ve sıcakkanlılığından etkilenir. Abbas her sabah erkenden kalkar Cahit Sıtkı'ya kahvaltı hazırlar. Öğle yemeğini sormadan hazırlar. Tüm ihtiyaçlarını karsıdan bir istek gelmeden düşünüp yerine getirir. Erkenden kalkıp Cahit Sıtkı'nin kıyafetlerini ütüler hazırlar ve evin temizliğini yapar. Akşamları Cahit Sıtkı'nın sevdiği yemek ve mezeleri hazırlar. Zamanla aralarında komutan asker ilişkisinden daha güçlü bir dostluk bağı oluşur. Bu saf ve temiz Anadolu çocuğundaki sadakat ve temiz yürekten etkilenmiştir Cahit Sitki. Zaman zaman karsısına alıp dertleşir ve bu Anadolu çocuğunun ruhundaki gizli şeyleri keşfeder.

Aksamları rakı sofrası kurup en güzel kızartma ve mezeleri hazırlar Abbas. Aralarındaki duygu bağları güçlenir. Böyle bir keyif gecesinde alkollü Cahit Sıtkı sorar;
- Sen İstanbul' u bilir misin Abbas?
- Bilirim komutanım.
- Orda bir Beşiktaş var bilir misin?
- Bilirim komutanım!. Ben orda acemi birlikteydim. .
- Orda benim bir sevgilim var.
- Sen bana kaçırıp onu getirir misin?
- Elbet komutanım!

Sabah olur Cahit Sıtkı bakar ki Abbas yeni asker kıyafetleri giymiş traş olmuş hazırlanmış gidiyor.
Cahit Sıtkı sorar;
-Hayırdır Abbas neden böyle hazırlık yaptın?
-Ben İstanbul'a gidecektim komutanım!.
-Ne yapacaksın sen İstanbul'da?
-Sen söyledin bana. Ben gidip sana sevgilini getireceğim!.

Gözlerindeki hüznü ve gözyaşlarını gizlemek istercesine arkasını donup kapıyı çarpar ve çıkıp gider Cahit Sıtkı.
Fakat bu mert askerin, yüreği sevgi dolu Anadolu çocuğunun samimiyet ve sıcaklığından çok duygulanır. Abbas'i göndermez elbet.

Aksam olur.
Ağaç altında rakı sofrası kurdurur ve Abbas'i karsısına oturtur.
Birlikte yer içerler ve Cahit Sıtkı o meşhur şiirini kağıda döker...