verbs > Turkish Verb Types

Turkish Verbal Nouns and Adjectives

How to say in Turkish:
"until, when, since, before, after"

The suffix -(y)e -(y)a Sigifies: repeated activity …

geçepassing
from geçmek to pass
[indicates the time at which something happens]

Saat dörde on geçe geldiler.
They came at ten past four.
[LIT: Hour from-four ten passing they-came.]

diyesaying
from demek to say
[indicates what the sigh says]

TEHLIKE diye bir levha.
A sign saying DANGER.
[Lit: DANGER saying a sign.]

rasgele [rast gele]haphazardly or randomly
from rast gelmek to meet by chance
[indicates the manner of doing]

Bazen rasgele düşüncelerim var.
Sometime I have random thoughts.

Repeated, it has an idiomatic use:

Gide gide postaneye mi gittin?
Going and going, was it really to the post-office you went?

From Gülmek to smile.
Güle güle! [Leave smilingly!]
Said to someone who is departing.

Güle güle kullan!
Use it with smile!
Said to someone who has obtained a new item that they desired.

-(y)erek -(y)arak by doing / as a

This adverb is constructed by the addition of the suffix -rek or -rak to the third person singular of the "Wish & Desire "mood of the verb.

It produces a single act or continued activity simultaneous with or slightly before the main verb meaning by doing, as a…

bilerek knowingly
Kapıyı açarak evden gitti.
Opening the door, he left the house.

Used with negative verbs
bilmeyerek unknowingly
istemeyerek reluctantly

  • Koşarak gitti.
    [kös-a-rak]
    He went a-running.
  • Gülerek baktı.
    [gül-e-rek]
    She looked laughingly.
  • Telefon ederek sordunuz mu?
    [ed-e-rek]
    Have you inquired by telephoning?
  • Gülümseyerek karşılık vermiş.
    [gülümse-ye-rek]
    She answered smilingly.
  • Yürüyerek gideceğim.
    [yürü-ye-rek]
    I shall go by foot (by walking).

Olarak from olmak to become

Is translated by as a, being a

  • Dost olarak.
  • As a friend
  • [being a friend]
  • kesin olarak!
  • Definitely!
  • [being sure]
  • Memur olarak.
  • As a civil servant.
  • [being a civil servant]
  • ilk kez olarak
  • for first time
  • [being the first time]

-(y)ip -(y)ıp -(y)up -(y)üp and, also

Used when there are two verbs with identical suffixes joined by and/also to simplify the first one.

  • Kalkıp gittik.
    [NOT kalktık gittik.]
    We got up and we left
  • Oturup konuşuyorlar.
    [NOT oturuyorlar konuşuyorlar]
    They are sitting and talking.
  • Gidip bakmalıyız.
    We must go and see.

-(y)ince -(y)ınca -(y)ünce -(y)unca On doing, when

Signifies action just prior to the main verb:

  • Otobüs gelince kalkarım.
    When the bus arrives, I will get up.
    [LIT: On the bus arriving, I will get up.]

-inceye kadar -inceye dek -inceye değin until

This signifies until [LIT: to-the-on-doing the-amount]

  • Otobüs gelinceye kadar, gidemedik.
    Until the bus comes, we cannot go.
    [the amount to the bus on coming, we cannot go]
  • Otobüs varıncaya kadar, gidemedik.
    Until the bus arrives, we cannot go.
    [the amount to the bus on arriving, we cannot go]
  • Otobüs duruncaya kadar, inmeyin.
    Until the bus stops, do not alight.
    [the amount to the bus stopping, do not get off]

-ene kadar -ana kadar -ene dek -ana dek -ene değin -ana değin until

The meaning is until but less formal.

  • Otobüs gelene kadar, gidemedik.
    Until the bus arrives, we could not go.

-esiye -asıya to the point of

  • Her gece bayılasıya içiyorum.
    [Bayılmak "to pass out"]
    I'm drinking every every night to the point of passing out.

-meden / -madan evvel, -mezden / -mazdan evvel before, without

-meden /-madan önce, -mezden / -mazdan önce is also used

  • Siz gitmeden evvel beni uyandırınız.
    Wake me up before you go.
  • Memet gelmeden önce bu iş bitirmeliyiz.
    We must fininsh this job before Mehmet comes.

-dikten sonra -dıktan sonra -dükten sonra -duktan sonra after doing

after doing, the converse of -meden evvel / -meden önce

  • Beni uyandırdıktan sonra gidiniz.
    Leave after waking me.

-r -mez / -r -maz as soon as

The subject must be stated and the tense it taken from the main verb.

  • Mehmet varır varmaz, hep beraba çarşıya gideceğiz.
    As soon as Mehmet arrıves we we will all go to the shops together.
  • Ben oturur oturmaz telefon çaldı.
    As soon as I at down, the telephone rang.

-dikçe / -tikçe, -dıkça / -tıkça so long as / the more that / all the while that

  • Dünyanın dönme hızı gittikçe artıyor.
    The more the world spins its speed increases.
  • The verb gelmek to go
  • gittikçe as it goes is translated as "gradually"
  • Dünyanın dönme hızı gittikçe artıyor.
    The world's spin speed is gradully increasing.

oldukça quıte [LIT: "as it becomes"]

The verb olmak to become / to be forms oldukça as it becomes / as it is / quite

  • O kız oldukça güzel görünüyor.
    That girl over there is quite good looking.
  • Adam yaşadıkça yaşlanıyor
    Man is getting older as he lives.
  • Güldükçe gülesim geliyor.
    The more I laugh, the more I feel like laughıng!

-dikten başka apart from doing / in addition to doing

  • O, kapıyı açtıktan başka, evden gittim.
    He, in addition to opening the door, left the house.

-diği müddetçe as long as, all the time

  • O çalıştığı müddetçe şarki söyler.
    He sings all the time he works.

-diği halde although or in a state of doing…

  • Bağırdığım halde kimse yardıma gelmedi.
    Although I shouted, no one came.
  • Bacağı alçıda olduğu halde eve döndü.
    He returned home with his leg plastered.

-diği için -diğinden because of doing…

  • Bir hali aldığı için, vergi ödemeliyim.
    Because of my purchasing a carpet, taxes I must pay.

-diği kadar -dığı kadar -duğu kadar -düğü kadar, as much as

  • İstediğiniz kadar kalınız.
    Stay as long as you want.
  • Senin uyuduğun kadar ben uyuyamam.
    I cannot sleep as much as you do.

-eceğine/-acağına -ecek yerde / -acak yerde instead of doing…

  • İzmir'e yürüyeceğine, otobüsü bineceğim.
    Instead of walking to Izmir, I will ride a bus.

-mekle /-makla with/by doing…

  • Günümü hep yazı yazmakla geçirdim.
    All of my day I spent by writing.

-mektense /-maktansa -mekten ise / -maktan ise rather than

  • Ankara'ya gitmektense, İstanbul'a gittim.
    Rather than go to Ankara, I went to Istanbul.

-meksizin / -maksızın -meden / -madan without doing…

-meden / -madan is more frequently used.

  • Otobüsü binmeksizin, İstanbul'a gittim.
    Without riding a bus, I went to Istanbul.
  • Otobüsü binmeden, İstanbul'a gittim.
    Without riding a bus, I went to Istanbul.